Can yakarken hayat tüm tümceleriyle,
Sana sığınıyorum karanlık odamın duvarları…
Savaşım daha bitmedi ama yaralarım kapanmıyor bu hızda,
Kurtlanıyor, kangren oluyor morarıyor tüm vücudum…
Uzanabildiğim yerden bakıyorum semaya…
Kızıl örtüye kahve dökmüşler sanki
Sanki o kahveler yağıyor içime, uyutmuyor beni…
Duvarlarım şarap kokuyor, derim kahve,
İçimse çürük kokuyor…
Çiçek kokularımla saramıyorum odamı,
Gözlerimle renk veremiyorum!
Duvarlarım emiyor rengimi…
Kızıl örtü yüzümü ısıtmaya yetmiyor bile,
Uyarmıyor kahve yağmurları,
Sessizce kapanıyor gözlerim,
O kadar yavaşlar ki doğa fark etmiyor,
İki çift göz görmeyi terk ediyor o vakit!
Yazmanlar kapatıyor defterlerini…
Saatler durabilir artık,
Yelkovan yorulmuştu zaten hiç durmadan akrebi kovalamaktan…
Yarına tek katabildiğim, kendi pis artıklarım…
Çok sesli koromda son solomu seslendirip,
İniyorum sahneden…
Pazartesiler olmak isterdim ama şu an,
Yeni başlangıçlara gebe, biraz sonsuz, biraz sıkıcı,
Ama yeni bir başlangıç işte…
Fakat cumayım artık ben,
Son iş gününün son dakikaları…
Gözlerimin akı örtüyle bir oluyor,
Kızıl, morun üstünde iğreti dursada,
Ben böyle gidiyorum,
Kahve yağmurları altında…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder